Disleksi Nedir?

Disleksi Nedir?
Disleksi; okuma, yazma, akıl yürütme, dinleme, konuşma ve matematiksel becerilerin kazanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğu olarak tanımlanıyor ve bu rahatsızlıktan muzdariplere ‘dislektik’ , ‘disleksik’ yada ‘disleksili’ tabirleri kullanılıyor. Yunanca kökenli bir sözcük olan disleksi (dyslexia), ‘okuma bozukluğu’ anlamına geliyor.

Amerikan Psikiyatri Birliğinin (APA 2001) tanımına göre özel öğreneme güçlüğü, zekası normal yada normalin üstünde olan bireylerin, standart testlere göre yaş, zeka düzey ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik ve yazılı anlatım düzeyinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir bozukluktur. Okuma bozukluğu (Disleksi), yazılı anlatım bozukluğu (disgrafi), matematik bozukluğu (diskalkuli) alt gruplarını içerir. Bu sorunun çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları kapsamında ele alınması gerektiği belirtilmiştir.

Dislektik olan kişiler, bilgiyi farklı bir biçimde işliyorlar ve bu da sıralama yapma, okuma ve bilgiyi organize etme konularında çeşitli sorunlar yaşanmasına neden oluyor. Bu rahatsızlık motivasyon, dikkat, algılama süreçlerinde oldukça büyük güçlükler çıkarsa da, dislektiklerin çoğunun zeka seviyesinin ortalamanın üzerinde olduğu ve bu kişilerin farklı yeteneklere sahip bulundukları gözlenmekte. Nörolojik farklılıklar ve öğrenme sırasında beynin farklı işleyişi, dislektiklere üç boyutlu düşünme, mekânsal muhakeme, görsel kavrayış kabiliyeti kazandırıyor. Bu da kendilerine problem çözmede ve üretken düşünmede sıra dışı bakış açıları sunuyor.

Disleksi ne değildir

Disleksi nin ne olmadığını da izah etmek konunun daha iyi kavranmasını sağlayacaktır.

Disleksi bir zihinsel engel değildir. Bir hastalık değildir. Görme işitme duyu organı, duyusal ve davranış bozuklukları nedeniyle öğrenemeyen öğrenci değildir.

Milli Eğitim Bakanlığının 1990 yılındaki tanımına göre “ÖÖG olan, gerek zeka düzeyi yönünden ayrıcalığı olmamakla beraber yetiştiği çevrenin maddi ve kültürel yetersizliği yüzünden eğitim ve öğretim için ilgileri, tecrübeleri bulunmayan veya organik ve fonksiyonel sebeplere bağlı özel nitelikte ablama, anlatma, okuma, yazma, çizme, tanıma ve kavramlaştırmada güçlükleri olan çocuklardır.”

Dünya Nöroloji Federasyonu (World Federation of Neurology) 1970 te gelişimsel disleksiyi “Konvansiyonel yönergeler, eterli zeka ve sosyokültürel olanaklara rağmen okumayı öğrenme zorluğu biçiminde kendini gösteren bir bozukluk” olarak tanımlamıştır.

ABD Ulusal Öğrenme Bozukluğu Birleşik Komitesi (NJCLD) tarafından 1988 yılında şöyle bir tanım yapılmıştır. “Öğrenme bozukluğu genel bir terimdir ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren heterojen bir bozukluk grubudur”

Disleksi nedir? Nasıl fark edilir?

Disleksi; dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur.

İlkokula başlayan disleksili çocuklarda eğitim alabilecek zihinsel gelişim henüz tamamlanmadıgı için okuyamazlar, yazamazlar ve matematiksel işlemleri kavramada zorluk çekerler. Ancak bu onların zeka düzeylerinde bir sorun olduğunu göstermez. Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Fakat bazen hastalık farkedilmeyebilir. Disleksililer zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler. Buna önemli kanıt disleksili olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılardır: Albert Eistein, Leonardo da Vinci, Tom Cruose gibi.

Disleksili çocuklarda dikkat bozukluğu da görülür. Bu nedenle bu çocuklara bir uzman tarafından sistemli bir dikkat eğitimi verilmelidir. Sözel, işitsel, görsel eğitim metodları seçilmelidir. Sınav sorularını çabuk okuyamazlar ve cevapları yazamazlar. Bu nedenle bu çocuklara sözlü sınav yapılması daha etkin olur. Çoktan seçmeli sınavlarda (test) daha başarılı olurlar.

DİSLEKSİ TÜRLERİ

Disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksi doğum öncesi, doğum sırasında ve doğum sonrası komplikasyonlara bağlı olarak üçe ayrılır.

Doğum öncesi disleksiye, yetersiz ve dengesiz beslenme, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar ve bilinçsiz ilaç kullanımı etken olabilir. Uzun ve zor doğum plesenta anomalileri doğum sırasında oluşan disleksiye, doğumdan sonra bebeğin nefes almasındaki gecikme ve geçirdiği ateşli hastalıklar da doğum sonrası oluşan disleksi sebeplerindendir. Kalıtsal etmenlere bağlı olarak da disleksi ortaya çıkabilir.

Beyin Kelimeleri Nasıl Okur?

Beyin üzerinde yapılan çalışmalara göre normalde sağ beyin yarım küresi, sol beyin yarımküresine göre daha küçüktür. Normal bir bireyde beyinin işleyiş şekli şöyledir :

Ses birimi üretimi (sol inferior frontal gyrus):
Beynin bu bölümü sesli veya sessiz olarak kelimeleri seslendirmeye yardımcı olur. Bu bölüm ayrıca kelimeleri oluşturan küçük sesleri analiz eder. Bu bölüm daha çok yeni okumaya başlayanlarda daha aktiftir.

Kelime çözümleyiciler (sol parieto temporal bölge):
Beynin bu bölümü daha çok yazılı kelimelerin analizini yapar. Bu bölümde kelimeyi oluşturan hece, ses ve harfler uygun bir şekilde seslendirilir.

Otomatik dedektör bulucu (sol occipito temporol bölge):
Beynin bu bölümünün görevi kelimelerin otomatik olarak tanınmasını sağlamaktadır. Otomatik bulucu aktive edilir ve okuyucu hızlı bir şekilde kelimeyi algılar.

Bu durum disleksilerde daha farklıdır. Sağ beyin yarımküresinin, sol beyin yarımküresine eşit büyüklükte ya da sol beyin yarım küresinin daha küçük olduğunu ortaya koyar. Disleksilerin sol beyin yarımküresindeki farklılıkların bu bozukluğun nedeni olduğu düşünülüyor.

Disleksi; okuma sorunu, yazmada meydana gelen ve matematiksel işlemlerde meydana gelen işlemler olarak ayrılır ve farklı adlar alır. Okuma sorunları, reading disorder diğer adıyla Dyslexia. Yazma sorunu, Disgraphia. Matematiksel işlemlerden kaynaklanan sorunlar dyscalculia terimleri ile adlandırılır.

Samuel T. Orton, disleksi üzerinde ilk çalışan nörologlardan biri olup, 1920’lerde disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemiş:

– Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.

– b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi.

– Okurken kelime atlamak. Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak.

– Yazı yazmada zorluk.

– Gecikmiş ya da yetersiz konuşma.

– Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.

– Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.

– Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik

Erken tanı bu çocukların gelecekte alacakları eğitimin tespiti açısından çok önemlidir. Bu konuda çocuğa yardımcı ve destek olunmalıdır. Bu da veli-öğretmen-psikolog işbirliği ile olmalıdır.

Einstein, Mozart, Leonardo da Vinci gibi dahilerin yaşadığı disleksi hastalığı, okuma becerisini etkilediği için ilköğretimin ilk yıllarında fark ediliyor. Öğrenmeyi etkileyen bu sorun çocuğun özgüvenini yitirmesine neden oluyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk okuldan uzaklaşıyor

Ancak bazen bu sorunu anlamak ve belirlemek çok kolay olmayabiliyor. İngiltere Disleksi Derneği‘nin tanımına göre disleksi okuryazarlığı ve dil ile ilişkili becerileri etkileyen özgül bir öğrenme güçlüğü. Buna rağmen her okumakta zorlanan çocuğun dislektik olduğu sonucuna varmak doğru olmayabiliyor. Bunun yanı sıra disleksi öğrenmeyi etkileyen sorunlar içerisinde en yaygın olarak ortaya çıkanlardan biri.

Bu çocuklar eğitim hayatlarının başından itibaren “Aslında çok zeki ama… ” ile başlayan cümle kalıbını pek çok kez duyarlar. Aileler ve eğitimciler için kafa karıştırıcı olan ise çok daha zor şeyleri yapabilirken bir satır önce okuduğu kelimeyi bir sonraki satırda yanlış okumasıdır. Bu durum bazen çocuğun “haylazlığına” ya da “dikkatsizliğine” bağlanır. Aslında sorun bu iki tespitten çok daha ciddi olabilir.

Disleksi nörolojik temelleri olan bir sorun ancak tanı koymak her zaman çok kolay değil. Bunun bir nedeni bu sorunu yaşayan her çocuğun farklı özelliklere sahip olması. Yine de araştırmacıların ve bilim insanlarının üzerinde anlaştığı bazı kriterler var. Öncelikle bireyin normal veya normal üstü zekâya sahip olması, okuma alanında yaşadığı sorunların yetersiz eğitim koşulları ve çevresel faktörlerden kaynaklanmıyor olması ve nörolojik bir hastalığın sonucunda ortaya çıkmış olmaması bu kriterlerin en önemlileri.

Okuma yazma alanında yaşanılan bir zorluk olsa da okul öncesi dönem ile ilgili bazı ipuçları sorunun erken tanınmasına yardımcı olabilir. Disleksi tanısı alan bireyler ile yapılan araştırmalarda bu çocukların okul öncesi dönemde aşağıdaki sorunlardan bir ya da birkaçını yaşadıkları belirlenmiştir.
* Konuşmanın gecikmesi,
* Yeni ve uzun kelimeleri öğrenmekte zorluk,
* Bazı kelimeleri yanlış söylemek (tuvalet yerine tulavet vb),
* Kafiyeli sözcükleri bulmakta zorluk (kediyedi, cam-çam, tencere-pencere vb),
* Kelimedeki harflerin yerini değiştirmek (kibrit yerine kirbit),
* Sağ-sol kavramını öğrenmekte zorluk,
* Sınırlı boyama yapmakta zorluk (karalama halinde yapmak, tamamlamamak),
* Dikkat konsantrasyon süresinin yaşıtlarına göre daha kısa olması,
* Renk, sayı gibi kavramları öğrenmekte zorluk,
* Zaman kavramında zorluk (dün-bugün-yarın, sabah-akşam vb),
* Kelimenin başındaki ve sonundaki sesi ayırt etmekte zorluk.

Disleksi her ne kadar okuma-yazma alanını etkileyen bir sorun olsa da çocuğun hayatı üzerindeki etkileri sadece bu alanla sınırlı kalmıyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk için okul giderek daha zorlayıcı bir yer haline geliyor. Arkadaşları için çok kolay olan okuma ve yazma onlar için bir kabusa dönüşüyor. Çünkü diğer kişilere göre çok daha fazla efor harcamak zorunda kalıyorlar ve kendilerini doğal olarak kötü hissediyorlar. Bunun yanı sıra eksik, yanlış okumak bir süre sonra arkadaşları tarafından alay konusu olmalarına neden olabiliyor.

Disleksi ile ilgili yürütülecek tedavi sürecinin psikolojik yönü oldukça önemli. Öğrenmeyi ve okul başarısını etkileyen bu sorun daha büyük çerçeveden bakıldığında çocuğun özgüvenini ve benlik algısını da etkiliyor. Zekâ ile ilgili bir sorunları olmamasına rağmen disleksisi olan çocuklar zaman zaman bunun gibi uygun olmayan yargıları çevrelerinde duyabiliyorlar. Bu durum var olan öğrenme problemini daha da perçinleyerek çıkmaza sokabiliyor. Sonuç olarak hem çocuk hem de aile çok üzülebiliyor.

Zamanında ve doğru müdahale bu yüzden çok önemli. Disleksi zekadan bağımsız bir sorun ama zekanın doğru ve etkili şekilde kullanılması önünde engel oluşturuyor.
disleksi8_2010.jpg
Disleksi tedavi edilebilir mi?

Disleksi ile ilgili ilk bulgular 1896 yılında Dr. W. Pringle Morgan tarafından paylaşılmış. Dr. Morgan 14 yaşındaki hastasının yaşıtları kadar zeki, oyunlarda ve günlük hayat ile ilgili becerilerde oldukça iyiyken okuma yazmada zorlandığını fark ediyor. O dönemde disleksinin görme sistemi ile ilgili bir bozukluk olduğu düşünülüyor, çünkü sorun harfleri doğru okuyamama ve kelimeleri karıştırma olarak kendini gösteriyor.

Bu belirtilerden yola çıkarak disleksi tanısı koymak elbette yeterli ve doğru bir yaklaşım değil. Ancak eğitimciler ve aileler yukarıdaki sorunları gözlemlediklerinde mutlaka durumu ciddiye almalı ve gerektiğinde uzmana başvurmalılar. Disleksi ve diğer tüm öğrenme güçlüklerinde erken tanı ve tedavi sorunun çözülmesinde çok önemli bir role sahip oluyor. Özel eğitimle zorlukların üstesinden gelinebilir.

Bu önerileri dikkate alın!

* Çocuğun yaşadığı sorun hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışılmalı.
* Zorlandığı ve yapamadığı becerileri zaten fark edilecektir, bunların yanı sıra çocuğun güçlü yanları, olumlu özellikleri desteklenmeli. Başarılı olduğu, becerilerini gösterebileceği bir alan keşfetmesine ve başarıyı yaşamasına yardımcı olunmalı.
* Öğrenmesini destekleyecek farklı yöntemler denenmeli. Öğrenmenin tek bir yolu yoktur, farklı öğrenme yöntemleri kullanılarak (görsel, işitsel, yaparak) çocuğun öğrenmeden keyif alması sağlanabilir. Örneğin para kavramını öğretmek için birlikte alışveriş yapmak, masa başında çalışmaktan daha etkili olabilir.
* Sevgi ve destek koşulsuz olarak verilmeli. Sadece başarılı olduğunda, sınavdan iyi not aldığında değil her zaman sevildiğini bilmesi sağlanmalı.
* Yaşadığı zorluklar hakkında onunla konuşulmalı. Ona zor gelenleri ve bunlarla baş etmek için neler yapabileceği birlikte tartışılmalı. Kimse çocuğu kendisinden iyi tanıyamaz.
* Günlük hayatının planlı ve düzenli olmasına dikkat edilmeli. Odasının, masasının ders çalışmak için uygun (yeterince ışık alan, sessiz bir ortamda, dikkat dağıtacak uyaranlardan uzak) halde olmasına özen gösterilmeli.
* Zorlanıldığı durumlarda profesyonel destek için uzmanlara başvurulmalı.

Disleksi öğrenmeyi engellemez, sadece güçlük yaşatır. Üstesinden gelmek için işbirliği çok önemli!..

Güzel Sanatlar Yetenek Sınavlarında Nasıl Başarılı Olursunuz?

Güzel Sanatlar Yetenek Sınavlarında Nasıl Başarılı Olursunuz?

Güzel sanatlar liselerinin ve üniversitelerinin yetenek sınavlarına hazırlananlar çalışmaya nereden başlayacaklarını, karşılarına hangi soruların çıkacağını, heyecanlarını nasıl yeneceklerini, sınava nasıl çalışmaları gerektiğini bilmezler.

Resim, heykel, grafik gibi alanları meslek edinmek isteyen öğrenciler için ilk gerekli olan: azim ve kararlılıktır. Uzun bir süre ders çalışmayı, bol bol çizim yapmayı gerekir. Planlı ve sistematik bir şekilde çalışmayı istemek de önemlidir. Eğer siz de güzel sanatlar yetenek sınavlarına hazırlanan bir öğrenciyseniz aşağıdaki öneriler işinize yarayabilir.

Sınav hayatınızın merkezinde yer alsın.
Bu cümleden hayatınızda sadece sınavın olması gerektiği sonucunu çıkarmayın. Ancak çok çalışmanız gerektiğini göz önüne alın. Üniversite hedefiniz hayatınızın merkezinde olsun.

İyi bir kurs seçin.
Güzel sanatlara hazırlık kursları sınavı kazanıp kazanamayacağınızı belirler aslında. Resim yeteneğinizin olması sınavı kazanacağınızı garanti etmeyeceği için güzel sanatlara hazırlık kurslarının eğitim programlarına ihtiyaç duyarsınız. Çizim yeteneğinizi yönlendiren uzman eğitmenler, teknik ve pratik tüm bilgileri vererek sizi sınava daha iyi hazırlar. Bu nedenle kurs seçerken lise ve üniversite başarı grafiklerini inceleyin.

Düzenli çalışın.
Düzenli ve disiplinli çalışmak beraberinde başarıyı getirir. Güzel sanatlar fakültelerinin yetenek sınavlarına girecekseniz sınavda karşınıza çıkabilecek her şeyi bilmeli ve hazırlıklı olmalısınız. Bu konuda sizleri sınava hazırlayacak bir resim kursu seçmek mantıklı olacaktır. Çalışma programınızı eğitmenlerinizle birlikte hazırlayın.

Gözlem ve araştırma yapın.
Güzel sanatlar yetenek sınavlarında sorulan soruları gözünüzün önünde canlandırabilmelisiniz ya da gördüğünüz nesneyi iyi bir şekilde kağıda yansıtabilmelisiniz.

Figürlerle birlikte çalışın.
Güzel sanatlar fakültelerinde yetenek sınavlarında figür ağırlıklı sorular çıkacağı için mümkün olduğu kadar karşınıza çıkan her nesneyi ve kişiyi çizerek fazlaca pratik yapmalısınız. Çizim tekniklerinizi geliştirerek başarı oranınızı yükseltirsiniz.

İfade gücünüzü geliştirin.
Güzel sanatlar sınavlarında mülakata da tabii tutulabilirsiniz. Bu nedenle iletişim kurma yeteneğinizi güçlendirin. Kendinizi iyi ifade edebilirseniz başarılı olma şansınız artar.
Bunlara ek olarak heyecan ve stresinizi kontrol etmeyi öğrenmelisiniz. Bunu nasıl yapacağınızı da güzel sanatlara hazırlık kursunuzda eğitmenlerinizden öğrenebilirsiniz. Sınavlara iyi hazırlanan, ayrıca kendine güvenen adaylar istedikleri bölümlerin kapısını aralayacaklar.

Kaynak: www.sanatakademi.com.tr

Düğün Fotoğrafı Pozları – Gelin ve Damada İlham Kaynağı Olacak 10 Poz

Fark Yaratan Gelin Damat Fotoğrafları
Düğün fotoğrafı çektirmek isteyen çiftler herkesten farklı olmak isterler. Son yıllarda Büyükada’da, Kuzguncuk’ta, Kızkulesi manzarasında, Yıldız Parkı ya da Atatürk Arboretumu’nda çekilen ve birbirine benzeyen düğün fotoğrafı pozları görsek de fotoğrafçılık kursu sayesinde bazı çiftler diğerlerinden farklı olmayı başarabiliyorlar…
Düğün fotoğraf pozları ya da gelin damat çekimleri her çift için ayrı bir kompozisyonda düzenlendiğinde farklı olabiliyor. Düğün fotoğrafı pozları, fotoğraf sanatçısının yaratıcılığına ve kompozisyon bilgisine bağlı olarak istenildiği kadar çeşitlendiriliyor. Hatta gelin ve damat adayları hayallerindeki kareyi fotoğrafçıya söyleyerek diledikleri kareyi elde edebiliyorlar. Düğün fotoğrafları ya da gelin damat pozları için öneriye ihtiyaç duyanlar aşağıdaki pozları deneyebilirler. Çiftlerin en çok başvurdukları düğün pozları:

Vintage Düğün Pozları
Son yılların gelin damat pozları arasında vintage olanlar moda. Romantik ve duygusal bir çiftseniz fotoğrafçınızdan bu tür çalışmalar isteyebilirsiniz.

Antika Bir Arabada
Düğün fotoğrafı pozları için klasik arabalardan da yararlanabilirsiniz. Antika bir araba kiralayarak fotoğraf çekimlerinizde kullanabilirsiniz. Gelin damat pozları, klasik arabaların eşliğinde ormanlık yollarda ve sahilde hoş fotoğrafların ortaya çıkmasını sağlıyor.

Sualtında
Gelin damat fotoğrafları için özellikle yaz aylarında sualtı fotoğrafçılığı denenebilir. Bizim neyimiz eksik diyorsanız, sualtında düğün fotoğrafları için bu seçeneği değerlendirebilirsiniz.

Denizde
Denizde düğün çekimleri klasikleşse de fotoğrafçınızın yaratıcılığına bağlı olarak gündoğumu ve günbatımında etkileyici kareler yakalanabilir. Düğün fotoğrafçılığı kursu ile alınan eğitimle pozlarınız deniz ve gökyüzünün birleşmesi ile ortaya anlamlı görüntüler çıkarır.

Ayçiçeği Tarlasında
Ayçiçeği tarlaları düğün fotoğrafı pozları için doğal bir set adeta. İstanbul’da yaşayanlar şehrin dışına doğru yol alarak ayçiçeği ve lale tarlaları ile karşılaşabilirler. Gelin damat fotoğrafları doğanın kalbinde bir başka güzel…

Lunaparkta
Eğlenceli bir çiftseniz sizin için en güzel düğün fotoğrafları lunaparkta çekilenlerdir. Rahat ve komik düğün pozları yakalarken bir yandan da sınırsızca eğlenirsiniz. Hatta alacağınız Fotoğrafçılık eğitimi ile hayellerinizi süsleyen eğlenceli fotoğraflar elde edebilirsiniz.

Hobilerinizle
Tenis mi oynuyorsunuz ya da at binmek hobiniz mi? İşte düğün fotoğrafı pozunuzu buldunuz. Hobinizi yaparken vereceğiniz eğlenceli gelin damat pozları ilerde gülümseyerek hatırlayacaksınız. Ayrıca düğün fotoğrafı pozları için doğanın nimetlerinden de sınırsızca yararlanabilirsiniz. Ormanlar, şelaleler, yağmurlu havalar sizi bekler…

Dış Çekim Düğün Pozları
Düğün pozları dış çekim ile yapılacaksa fotoğrafçının profesyonelliği daha çok önem arz eder. Düğün fotoğrafçısı dış etmenlere açık bir şekilde fotoğraf çeker ve her türlü riske hazır olmalıdır. Düğün fotoğrafçısının yeteneği sayesinde doğru gelin damat fotoğrafları yakalanacaktır.
Dış çekim düğün pozları için mekanın iyi tanınması, hava koşullarının bilinmesi, ekipmanları ve ekibin tam olarak hazır olması gerekir. Kaliteli fotoğraflar iyi ekiplerden ve fotoğrafçılık kursu deneyimi olan eğitmen ile profesyonellerden çıkar. Düğün fotoğrafları böylece daha etkileyici olur.


Kaynak: www.fotografcilikkursu.com.tr

Güzel Sanatlar Fakültesi Yetenek Sınavlarına Nasıl Hazırlanmalısınız?

Güzel Sanatlar Fakültesi Yetenek Sınavlarına Nasıl Hazırlanmalısınız?
Güzel Sanatlar Fakülteleri yetenek sınavları yeteneklerinizi değerlendirerek üniversiteye kabul edilip edilmeyeceğinizi belirler. Güzel sanatlar fakültesi yetenek sınavlarına hazırlanacak olanların da en çok merak ettikleri konular; sınavda neler sorulacağı ve sınava nasıl hazırlanmaları gerektiğidir. Bu nedenle profesyonel bir desteğe ihtiyaç
duyacaklardır. Güzel Sanatlara Hazırlık Kursu da bu noktada devreye girerek öğrenciye yol gösterir.

Hedefinizi Belirleyin!
Güzel sanatlara hazırlık kursları eğitmenleri ve danışmanları bu konuda sizlere yardımcı olacaklardır. Ancak sizler de yeteneklerinizin farkına vararak hedeflerinizi önceden belirlemelisiniz. Hangi üniversitede ve hangi bölümde okumak istediğinize karar vermelisiniz.

Disiplinli Bir Şekilde Çalışın!
Güzel sanatlar fakültesi yetenek sınavlarına hazırlanırken disiplinli çalışmayı ilk planda tutmalısınız. Sınava ne kadar zamanınız kaldığını hesaplayın ve haftalık program yapmaya özen gösterin. Derslerde İç Mimarlık Kursu gibi öğrendiğiniz konular hakkında çizim yapın. Ödevlerinizi ve sorumluluklarınızı aksatmayın. Sınava gireceğiniz üniversitenin daha önceki yetenek sınavlarında sorduğu soruları inceleyin, bu soruları çözmeye çalışın ve eğitmenlerinizden yorumlarını isteyin.

Kendinize İnanın!
Güzel sanatlar fakültesi yetenek sınavlarına hazırlanan öğrenciler jüri karşısına çıkacakları için oldukça heyecanlı olurlar. Güzel sanatlara hazırlık kursu eğitmenleri ve danışmanları öğrencilerine ilk olarak kendilerine güvenmelerini öğretirler. Öğrencinin kendine inanması ve güvenmesi sınavdaki stresini azaltır ve başarısını yükseltir. Güzel sanatlara hazırlık kursu sırasında gelişiminizi takip ederek, ilk ve son çalışmalarınız arasındaki farka bakarak kendinize olan inancınızı yükseltebilirsiniz. Örneğin Moda Tasarım Kursu için ilk çizilen modeller ile kurs sonrası çizilen modeller arasında fark nasıl? Kıyaslayabilirsiniz. Üniversiteyi kazandığınızı hayal etmeniz de işinizi kolaylaştıracaktır.

Stresinizi Yenin!
Güzel sanatlar fakültesi yetenek sınavlarına hazırlanırken stres en büyük düşmanınız olacak. Bu nedenle stresinizi yenmenin yollarını bulmalısınız. Kendinize güvenmek, kurs dışı aktiviteler yapmak, kurs çalışmalarını sınav olarak düşünmek, stres altında çizim yapmaya alışmak bu durumdan kurtulmanızı sağlayabilir.

Güzel Sanatlara Hazırlık Kurslarına Kaydolun!
Güzel sanatlar fakültesi yetenek sınavlarına hazırlanmanın en iyi yolu Güzel Sanatlara Hazırlık Kursu’na kayıt yaptırmaktır. Kendinizi geliştireceğiniz, kariyer hedefinizi oluşturacağınız kursları seçerek bilinçli bir hazırlanma süreci geçirirsiniz.

Kaynak: www.guzelsanatlarahazirlikkursu.com.tr/

Eğitim Nedir, Öğretim Nedir?

“Eğitim” ve “öğretim” kelimelerinin sözlük anlamı TDK Güncel Türkçe Sözlükte şöyle açıklanmış:

eğitim
1. isim Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye
“Sadece kolejinizde değil eğitim işlerinin tümünde güvenilir bir danışman olabilirim.” – N. Hikmet
2. eğitim bilimi Eğitim bilimi

Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

•eğitim almak
•eğitim vermek


Birleşik Sözler

•eğitim alanı
•eğitim bilimi
•eğitim dönemi
•eğitim enstitüsü
•eğitim fakültesi
•eğitim kurumu
•eğitim programı
•formel eğitim
•görsel-işitsel eğitim
•hizmet içi eğitim
•informel eğitim
•işbaşında eğitim
•karma eğitim
•lisansüstü eğitim
•meslek içi eğitim
•millî eğitim
•moral eğitim merkezi
•örgün eğitim
•sargın eğitim
•taşımalı eğitim
•teknik eğitim
•temel eğitim
•uzaktan eğitim
•yaygın eğitim
•beden eğitimi
•beslenme eğitimi
•moral eğitimi
•yeterlik eğitimi
•yetişkin eğitimi


öğretim
1. isim Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim
2. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi

Birleşik Sözler

•öğretim bilgisi
•öğretim elemanı
•öğretim görevlisi
•öğretim programı
•öğretim üyesi
•öğretim yardımcısı
•öğretim yılı
•açık öğretim
•etkin öğretim
•ilköğretim
•ortaöğretim
•teknik öğretim
•temel öğretim
•yaygın öğretim
•yükseköğretim
•dil öğretimi
•gece öğretimi

Vbseo Url Linklerde Türkçe Karakter Sorunu Çözümü

Vbseo Control Panel – Genel Ayarlar – Karakter Değişken Opsiyonları Menüsünden

Karakter Değişken Opsiyonları

URLdeki İngilizce olmayan karakterleri değiştirme? Seçeneğini
URl ler içinde İngilizce Olmayan Karakterleri Değiştirin olarak Seçiyoruz.

Karakter Değişkenlerini belirleyin bölümüne aşağıdakileri yazıyoruz config.xml dosyasını yazılabilir hale getiriyoruz ve Kayıt Ediyoruz ve Türkçe karakter sorunu çözülmüş oluyor.

'Ä' = 'c',
'Ğ' = 'g',
'Ğ' = 'g',
'ğ' = 'g',
'Ş' = 's',
'ş' = 's',
'Ö' = 'o',
'ö' = 'o',
'Ü' = 'u',
'ü' = 'u',
'"' = '',
'ğ' = 'g',
'Ş' = 's',
'ş' = 's',
'İ' = 'i',
'ı' = 'i',
'Ç' = 'c',
'ç' = 'c',
'Ü' = 'u',
'ü' = 'u',
'Ö' = 'o',
'ö' = 'o',
'ı' = 'i',
'İ' = 'i',
'é' = 'i',
'â' = 'a',
'Ê' = 'e',
'Â' = 'a',
'?' = '',
'*' = '',
'.' = '',
',' = '',
';' = '',
')' = '',
'(' = '',
'{' = '',
'}' = '',
'[' = '',
']' = '',
'!' = '',
'+' = '',
'"' = '',
'%' = '',
'' = '',
'#' = '',
'$' = '',
'=' = '',
'ê' = 'e'

Dev Kanguru

Bundan yıllar önce Avustralya’da bir kanguru doğmuş. Doğumunda da iriymiş, iri doğmuş, hızla büyümüş ve erişkin bir kanguru olunca boyu on metre olmuş. Adı da Çuku’ymuş bu kangurunun. Sakin yaratılışlı, sevecenmiş, kimseye zararı yokmuş ama faydası çokmuş. Taşınacak yükü olan, gel Çuku, şu bizim yükü taşıyıver dermiş. Hemen yardıma gider, yükü taşırmış. Karşılık olarak kuru bir aferin alırmış. Aradan zaman geçmiş, kanguruların yaşlı reisi ölmüş. Yeni reis Çuku’yu kovmuş ve diğer kanguruların onunla konuşmasını yasaklamış. On metrelik dev kanguru Çuku, aylarca Gibson Çölü’nde yalnız yaşamış. Ot bulmuş ot yemiş, saman bulmuş saman yemiş, kaktüsü sıkıp suyunu içmiş.

Günlerden bir gün, çölde gezerken, yerde baygın yatan yaralı bir kanguru görmüş. Yaralı kanguruyu bir vahaya götürüp gölgeye yatırmış, yarasını temizleyip su içirmiş. Yaralı kanguru kendine gelince Çuku’ya sarılıp ağlamaya başlamış. Bir ejderhanın kanguruların başına bela olduğunu, kanguruları gördüğü yerde saldırdığını, pek çok kangurunun canına kıydığını söylemiş. Üç gün önce ejderhanın on kadar kanguruyu bir mağarada kıstırdığını, dokuz kanguruyu parçalayıp yediğini, bir tek kendisinin yaralı olarak kurtulduğunu, ejderhanın zehirli dişlerinden uzak durduğunu ve çöle girip, Çuku…Çuku…Nerdesin…diye hep bağırdığını anlatmış. “ Yardım et Çuku, ejderha kanguru neslini tüketecek. Git ejderha ile savaş ve onu öldür “ demiş.

Yaralı kanguruyu vahada subaşında bırakıp hızla kanguruların yaşadığı bölgeye gelmiş. Ejderhayı elli kadar kanguruyu etrafı yüksek kayalıklarla çevrili bir yerde yakalayıp birer birer yerken görmüş. Nefretle ejderhanın üstüne yürümüş. Ejderha ile uzun süre mücadele ettikten sonra onun üst ve alt çenesinden tutarak ağzını parçalamış. Ejderhadan kurtulan kangurular, Çuku’ya sevgiyle sarılmışlar. Ama Çuku, reisin onu kovarken ötekilerin alaylı sözlerini unutmamış. Ertesi gün çöle geri dönmüş. Yaralı kanguruyu bayağı iyileşmiş, gezinirken bulmuş. Çuku ile kanguru arkadaş olmuşlar ve yıllardır Gibson Çölü’nde birlikte yaşayıp duruyorlarmış.

SON


Serdar Yıldırım

İkinci Abdülhamid Han’ın Hayatı

İkinci Abdülhamid Han’ın Hayatı


Saltanatı: 1876-1908

Babası: Abdülmecid Han – Annesi: Tir-i Müjgan Sultan
Doğumu: 21 Eylül 1842 Vefatı: 10 Şubat 1918

Çok iyi bir tahsil görerek din ilimlerini ve Fransızcayı mükemmel bir şekilde öğrendi. Amcası Abdülaziz Han onu Mısır ve Avrupa seyahatlerinde yanında götürdü. Abdülaziz Han’ı tahttan indirip şehit ettiren, böylece Osmanlı Devleti’nde idareyi ele geçirin batı kuklası bazı paşalar, V. Murat’ın şuurunun bozulması üzerine, devlet işlerine karışmaması ve yalnız millet meclisinin çıkaracağı kanunlara göre hareket etmesi şartıyla, Abdülhamid Han’ı sultan ilan ettiler.

abdulhamithan1.jpg

Tahta çıktığında Osmanlı Devleti tam bir bunalımın eşiğindeydi. Karadağ ve Sırbistan’da savaş aleyhimize dönmüş, Bosna-Hersek ve Girit’te ayaklanmalar çıkmış, mali kriz son haddine varmıştı. Bu arada sadrazam Mithat Paşa ve arkadaşlarının isteği üzerine 23 Aralık 1876’da Birinci Meşrutiyet ilan edildi. Ancak gayrimüslimlerin dahi yer aldığı Meclis-i Mebusan’ın ilk işi Rusya’ya harp ilanı oldu. 93 harbi diye tarihe geçen bu savaş, Osmanlı Devleti için tam bir felaket getirdi. Ruslar İstanbul önlerine kadar geldi. Bir milyondan fazla Türk, Bulgaristan’dan İstanbul’a hicret etti. Mütareke isteyen Sultan Abdülhamid, ilk iş olarak devleti parçalanma ve yok olma yoluna doğru götüren Meclis-i Mebusan’ı kapattı (13 Şubat 1878) ve devlet idaresini eline aldı. Ayastefanos antlaşması ile Osmanlı Devleti Makedonya, Batı Trakya, Kırklareli, Kars, Ardahan ve Batum’u kaybediyordu. Ancak İngiltere ile anlaşan Abdülhamid Han, Kıbrıs’ın idaresini onlara bırakmak şartıyla, yeniden topladığı Berlin Konferansı’nda kaybedilen toprakların bir kısmına sahip oldu.

Abdülhamid Han büyük meseleler karşısında bunalan Osmanlı Devleti’ni bundan sonra dahiyane bir siyaset, adalet ve fevkalade bir kudretle yönetti. Düyun-u Umumiye idaresini kurarak iki yüz elli iki milyon tutan devlet borçlarını yüz altı milyona indirdi. Memlekette büyük bir imar faaliyeti ile eğitim ve öğretim seferberliği başlattı. Çoğu şahsî parasından olmak üzere cami, mescit, mektep, medrese, hastane, çeşme, köprü vs. gibi toplam 1552 eser yaptırdı. Ülkenin dört bir yanını demiryolu ile döşedi. Yunanlıların Girit’te isyan çıkarıp, Türkler arasında toplu katliamlar yaptırmaya başlamaları üzerine, Yunanistan’a harp ilan etti. Alman kurmaylarının altı ayda geçilemez dedikleri Termopil geçidini 24 saatte aşan Osmanlı ordusu, Atina önüne vardı. Yunanistan’ın tamamen Osmanlı eline geçeceğini anlayan Avrupalı devletler, sulha zorladılar ve bunda muvaffak oldular.

abdulhamithan2.jpg

Yahudilerin Filistin’de bir cumhuriyet kurma teşebbüslerinin karşısına çıktı. Onların Osmanlı borçlarını bütünüyle silelim tekliflerini reddetti. Bu toprakların kanla alındığını, asla terk edilemeyeceğini sert bir dille bildirdi. Filistin topraklarının yahudilere satılmaması için gerekli tedbirleri aldı. Doğu Anadolu’da Ermeni hareketlerine karşılık Hamidiye alaylarını kurdu ve bölgede asayişi temin ile Osmanlı hakimiyetini pekiştirdi.

Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirmeden Osmanlı Devleti’ni parçalamanın ve İslam’ı yok etmenin mümkün olmadığını gören bütün iç ve dış düşmanlar bu Türk hakanına karşı cephe aldılar. Bir taraftan Sultan’ı gözden düşürmek üzere her türlü iftira ve kötüleme kampanyaları yaparlarken, diğer taraftan suikastlar tertip ettiler. Ermeni asıllı Fransız yazar Albert Vandal’ın “Le Sultan Rouge=Kızıl Sultan” şeklinde ortaya attığı iftiraları aynen alan bazı gafiller, ansiklopedilere bunları yazarak genç nesilleri aldattılar.

Bu arada Padişah’ın devlet idaresinde nüfuzunu kırmak isteyen batılılar, İttihat ve Terakki mensuplarını kışkırtarak 23 Temmuz 1908’de İkinci Meşrutiyeti ilan ettirdiler. Böylece otuz yıl durmuş olan facialar tekrar başladı. 31 Mart Vakası sebebiyle İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirilen Abdülhamid Han, Selanik’e gönderildi (27 Nisan 1909). 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayı’nda vefat eden Abdülhamid Han’ın naşı Çemberlitaş’ta dedesi Sultan II. Mahmut’un türbesindedir.

abdulhamithan3.jpg

II. Abdülhamit Han’ın güzel ahlakı, dine olan bağlılığı, edep ve hayasının derecesi, akıl ilim ve adaletinin çokluğu, milleti için gece-gündüz çalışması, düşmanlarına bile iyilik yapması, ciltler dolusu eserlerle anlatılmaktadır. Onun tahttan indirilmesinin üzerinden 10 yıl geçmeden imparatorluğun dörtte üçünün elden çıkması, memleketi 33 yıl nasıl idare ettiğine en açık delildir. Yine Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesiyle beraber kan gölü haline çevrilen Ortadoğu’da hala huzur tesis edilememiş olup, Arap alemi siyonizmin oyuncağı haline gelmiştir.

Vaktiyle İttihat ve Terakki fırkasının içinde Abdülhamid Han’a düşmanlık eden Filozof Rıza Tevfik ve Süleyman Nazif pişmanlıklarını aşağıdaki şiirliri ile dile getirmişlerdir.

Tarihler adını andığı zaman,

Sana hak verecek hey Koca Sultan,

Bizdik utanmadan iftira atan,

Asrın en siyasî Padişahına.

(Rıza Tevfik)

Padişahım gelmemişken ya da biz,

İşte geldik senden istimdada biz,

Öldürürler başlasak feryada biz,

Hasret olduk eski istibdada biz.

(Süleyman Nazif)

ÜSTAD NECİP FAZIL KISAKÜREK ‘İN AĞZINDAN II.ABDÜLHAMİD HAN

II. Abdülhamid, Türk’ün özünün ve temel varlığının, hakkı gasp edilmiş, mağdur kurtarıcısıdır. Abdülhamid, Tanzimat sonrasındaki Batı’ya kontrolsüz, körü körüne yönelişin karşısında inatla duran, kök ve cevherin müdafaasını son bir gayretle yapan muazzam bir şahsiyettir. Abdülhamid’i anlamak sayesinde yüzlerdeki maskeler düşecek ve onu bir anahtar gibi kullanarak bizi bu karanlık ve şahsiyetsiz ortama getirenlerin içyüzleri ortaya dökülecektir.

Abdülhamid hakkında söylenen her olumsuz iddiayı tersine çevirdiğimizde doğruyu bulacağızdır. Yani bir tür turnusol kağıdıdır Abdülhamid. Bu yorumların yalanını ayıklayıp onun üzerine bina ettiği yapıyı yeniden ayakları üzerine oturttuğumuzda hakikat ayan beyan ortaya çıkacaktır.

abdulhamithan4.jpg

“Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır”

kaynak: İkinci Abdülhamid Han’ın Hayatı | İkinci Abdülhamid Han Adına Yapılmış İlk ve Tek Türk Sitesi

Pardus KDE Kurulum Resimli Anlatım

Pardus KDE sürümünü Pardus adresinden temin edebilirsiniz. DVD oluşturmak için K3b, Brasero, USB oluşturmak için Unetbootin, ISO to USB uygulamalarını kullanabilirsiniz. Bu uygulamalar hakkında bilgi için Belgeler – Pardus adresindeki Pardus İşletim Sistemi kitabından yardım alabilirsiniz. Kitap’ta Uygulamalar ve Tanıtımları altında Disk Yazma Araçları başlığında bu konuya değinilmiştir.

Başlamak için kurulum ortamını(DVD-USB) bilgisayarınıza yerleştiriniz. Ardından F2-F8-F12 veya Delete tuşlarından biri ile BİOS ayarlarına girerek ( bios ayarlarına giriş tuşu farklılık gösterebilir ) açılış seçeneklerinden yerleştirdiğiniz DVD ya da USB diski ilk sıraya getirerek kaydedip çıkınız.
giris.png

Yeniden başlayan bilgisayarınız canlı sistem üzerinden açılacaktır. Bu özellik sayesinde kurulum öncesinde, sonrasında ve kurulum esnasında Pardus’un bilgisayarınızdaki performansını ve uygulamalarını test edebilirsiniz.

1. Kurulum için ekranda ki Pardus’u Yükle kur.png simgesine tıklayarak kuruluma başlayabilirsiniz.

masaustu-1024×576.jpg

2. Sistem dilini seçerek ilerleyiniz.

dil.png

3. Zaman dilimini seçerek devam ediniz.

zaman.jpg

4. Klavye düzeni belirleyerek devam ediniz.

klavye.jpg

5. Kullanıcı resminizi, kullanıcı ve makine adınızı belirleyiniz.

bilgi.jpg

Bu ekranda belirleyeceğiniz parola bilgisayarınızın hem root (Yönetici) parolası hemde tanımlamış olduğunuz kullanıcının parolası olacaktır.

6. Açılan pencerede bilgisayarınızda bulunan fiziksel birimlerin listesi gelecektir.

fdisk.jpg

Hard disk, USB disk, harici disk ve SSD diskler boyutları ile birlikte bu ekranda listelenir.

7. Seçmiş olduğunuz fiziksel diskin mantıksal alt birimleri bu ekranda görüntülenir. Yeni bir birim(ler) oluşturmak veya var olan birimleri düzenlemek için ”Bölümleri düzenle” seçeneğini kullanabilirsiniz. Fare ile sağ tıklayarak işletim sisteminin kurulacağı “ / ” (Kök) dizini belirleyiniz. (*)

atama.png

kok.jpg

Ardından aynı şekilde sağ tıklayarak “home” (Ev Dizini) belirleyiniz.(**)

home.jpg
(*) Sadece “ / “ (kök) dizin belirleme işlemi yaparak da kurulumu tamamlayabilirsiniz.

(**) Pardus 2013 de kullanmış olduğunuz ev dizininizi bu ekranda seçerek devam edebilir veya yeni bir birimi ev dizini olarak belirleyebilirsiniz. Ev dizini belirtilmediğinde “/” ve “home” aynı birime kurulacaktır, herhangi bir ev dizini belirlemeden de devam edebilirsiniz.

8. Her işletim sistemi kendi önyükleyici ayarlarını kurar. Linux sistemlerde önyükleyici uygulaması “Grub”tır. Grub’ı fiziksel diskin baş kısmına kurulması tavsiye edilir. Bu sayede bilgisayarınızdaki işletim sistemlerini okur ve giriş ekranında görüntüler.

grub.jpg

6. adımdaki (/dev/sdb) disk seçimini gözden geçirerek Grub’ı kur onayı veriniz.

9. Son olarak bu ana kadar yapılan değişiklikler ekranda görüntülenir. Bu aşamadan sonra geri dönüş olmayacaktır.

ozet.jpg

Yapılacak bir değişiklik yoksa “Kur” butonuna tıklayarak kuruluma başlayabilirsiniz. Kurulum bilgisayarınızın hızına göre 15 ile 25 dakika aralığında olacaktır.

10. Kurulum tamamlandıktan sonra bilgisayarınızı yeniden başlatabilir veya canlı sistemde devam edebilirsiniz. Fakat unutmayınız ki canlı sistem üzerinde yaptığınız değişiklikler yeniden başlama sonrasında kaybolacaktır.

ybasla.png

Bilgisayarınız yeniden başlarken kurulum ortamını(DVD-USB) çıkarmayı unutmayınız. Aksi taktirde bilgisayarınız tekrar canlı sistem ile açılacaktır.

Pardus KDE Sürümü kurulumu tamamlandı, kullanıma başlayabilirsiniz.

bitti-1024×772.jpg

kaynak: https://www.pardus.org.tr/pardus-kde-kurulum-kilavuzu/